| Birlikte Yaşamak ... |
|
|
|
© Naim Güleryüz Yurt dışından gelen ziyaretçilere bir brifing sunduğumda konuşmama genellikle şu sözlerle başlarım: ‘’Güzel Yurdumuza ve Eşsiz Kentimiz İstanbul’a hoş geldiniz. İstanbul ki dünyada, iki kıta üzerine oturmuş, insanların on dakika içinde kıtalar arası yolculuk yapabildiği tek kenttir. Ancak çok daha anlamlısıi, Cami -, Sinagog ve Kiliseleri 600 yıldır yan yana, ahenkli bir şekilde, huzur içinde ve kesintisiz olarak BİRLİKTE YAŞAYAN , bildiğim kadarıyla dünyada TEK kenttir.’’ Çünkü önemli olan Beraber Olmak, Beraber Bulunmak değil, Beraber YAŞAMAK’tır. 28 Mayıs Pazartesi gecesi, İstanbul’un Fethinin 548.yılı kutlamaları programı kapsamında Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından AKM de düzenlenen konsere Beyoğlu Belediye Başkanı Sayın Dr. Mimar Kadir TOPBAŞ ‘ın verdiği ‘’BİRLİKTE YAŞAMAK’’ tanımını gördüğümde bir kez daha heyecanlandım. Hiç bir şey, kendi ifadeleriyle ‘’Farklı kültürlerden gelen insanlarla yüzyıllar öncesinden günümüze kadar iç içe, kardeşçe BİRLİKTE YAŞAMA’nın en güzel örneklerinden biri’’ nin sergilendiği bu konser kadar İstanbul mozaiğinin ruhunu daha güzel simgeleyemezdi. ‘’Unutulan güzelliklerimizi paylaşarak tekrar su yüzüne çıkarmağı’’ hedefleyen bu inanılmaz güzellikteki konser, değişik dinlere mensup insanların Ay-yıldızlı Bayrağımız altında, tek bir Tanrı’ya olan inançlarını ve sevgilerini, gelenek ve duygularını değişik sözcüklerle olsa dahi bu topraklara özgü müşterek makamlarla ifade eden icralarını işittikçe coşan ve ayakta alkışlayan izleyicilere, insanı insan yapan BİRLİKTE YAŞAMAK yeteneklerini bir kez daha anımsattı. Sayın Dr Mimar Kadir TOPBAŞ’ın şahsında Beyoğlu Belediyesi’ne ve bu konseri düzenleyen ve icra eden herkese , insan denen birey adına, teşekkür etmek isterim. Bu sanat ziyafetinden eve döndüğümde ilk işim, ertesi gün dergimiz editörüne verilmek üzere hazırladığım yazıyı bir başka sayıya erteleyerek, konserin bende uyandırdığı sayısız anılardan ikisini kısaca sizlerle paylaşmak için bu yazıyı kaleme almak oldu. İstanbul’un, BİRLİKTE YAŞAMAK ilkesini tarihte en güzel şekliyle gerçekleştirmiş dört ana merkezinden biridir HASKÖY. Diğerleri, bildiğiniz gibi, Ortaköy, Kuzguncuk ve Balat’tır. Yıl 1938, bir yaz gecesi. Halıcıoğlu sahilinde bir zamanlar mevcut ünlü Halıcıoğlu Aile Bahçesi’ nde düzenlenmekte olan geleneksel bir yaz sünnet düğünü. Sünnet olacak çocuklardan üçü, Hasköy Nahiyesi Emniyetinden, Hasköylülerin Baba Nuri olarak bilip çağırdıkları Nuri Güler’in oğulları Necat, Orhan ve Fethi kardeşler.. Çocukların annesi vefat etmiş, baba polis maaşıyla evinin ancak günlük gereksinmelerini karşılayabilecek durumda. Toplu da olsa bir sünnet düğününün bazı ‘’olmazsa olmaz’’ gereksinmeleri, karyola ve yatak- yorgan takımı mevcut değil. Hasköy’ün varlıklı ailelerinden Camcı Arslan Bey’in kızları Doretta ve Öjeni, seferberlik günlerinde kendilerini koruyan Nuri Baba’yı unutmuyor ve bir an dahi tereddüt etmeden, özenle hazırlanan çeyizlerinden aldıkları takımlarla eksikleri tamamlayarak erkek çocukların yaşamlarında ancak bir kez yaşayabilecekleri bu olayı tatlı ve anlamlı bir anıya dönüştürüyor. Bu anısını bana nakleden ortanca kardeş Orhan Güler, halen Levent Kırca Oya Başar tiyatrosunun kadrosunda yer alan değerli bir sanatçımızdır. *** Yıl, yanılmıyorsam, 1985. Hasköy ile Halıcıoğlu arasında Hasköy Caddesi’nin deniz tarafındaki yapılar, Sayın Bedrettin Dalan’ın Halic Çevresini İmar ve Güzelleştirme projesi kapsamında yıkılmakta. Evi, dükkanı yola gidecek olan herkes bölgede kendine yeni bir yuva aramakta, fiyatlar da tabiatıyla arz-talep dengesi içinde hızla yükselmekte. Hasköy Vapur İskelesi’nin caddeye bakan kesiminde yıkılacak dükkanlardan biri de Reyna’ların Çanakkale Kundura Mağazası. 1934 Trakya olaylarından sonra Çanakkale’den İstanbul’a göç edenlerden biri olan Ovadya Reyna uzun yıllar önce burada açtığı ısmarlama ayakkabı imalat ve satış dükkanını oğlu Eli ile birlikte yürütmekte, iki ailenin rızkını sağlamaktadır. Yıkım kararından nasibini alanlardan biri olan Reynalar’ın aldıkları kamulaştırma bedeli ve kısıtlı maddi imkanlarıyla, ok gibi fırlayan emlak ve kira rayiçleriinin arkasından yetişmeleri imkansız gibi . İki seçenek var : alıştıkları, kaynaştıkları Hasköy yöresinden ayrılmak veya işi tümüyle tasfiye etmek. Tahliye süresi bitmeğe yakın bir Cuma günü, baba-oğul ne yapacaklarını kara kara düşündükleri bir anda karşı sırada komşuları, nalburiye tüccarı Ishak Aslan dükkana gelir. ‘’ Ne sıkılıyorsunuz, benim dükkanım sizin dükkanınızdır. Dükkanımın caddeye bakan ön yarısını size kiraladım gitti. Kira bedelini sonra konuşuruz.. Haydi hazırlanın ...’’ diyerek onları teselli eder. Bu beklemedikleri teklif karşısında sevinçleri tarif edilemeyecek olan Ovadya ve Eli evlerine giderek neşeli bir Cuma gecesi geçirirler. Tahliye süresinin son gününün arifesinde Eli , iş için gittiği Bursa’da, babasından bir telefon alır: ‘’Oğlum, başımız sağ olsun. İshak Bey vefat etti !’’ . Tahliyeye bir gün kala ... Eli aceleyle İstanbula döner. Tekrar umutsuzluk. Artık dükkandaki eşyayı toplayacak kadar bile zaman kalmamıştır. Bu arada iki genç dükkana girer ve Ovadya’ya ‘’ Amca, biz İshak’ın oğullarıyız. Babamızın vasiyeti vardı. Buyurun dükkanınızın anahtarları ve derhal taşının. Buranın, bazı bankalar dahil çok talibi var, acele edin. Hele bir taşının, kira vesaireyi ilerde görüşürüz’’ diyerek anahtarları uzatır. Baba-oğul ne diyeceklerini şaşırır, minnetle teşekkür ederek kalan saatler içinde taşıyabilecekleri kadar eşyayı ve ancak bir tek dükkan rafını karşı mekana naklederler. Bu arada buldozerler yıkıma başlamıştır bile. Mustafa, Mehmet ve Murat’ın, rahmetli babalarından aldıkları bu emanet halen devam etmekte. Ovadya Reyna 1998 yılı sonunda vefat etti. Oğlu Eli Reyna aynı dükkanda aynı meslekte yaşamını devam ettirmekte ve mal sahipleri Aslan’lar ile uyum içinde yaşamakta. Pasaj halindeki dükkanın ön tarafı Reyna’nın, arka sokağa bakan nalburiye dükkanı Aslanlar’ın. Uzun yıllar, binanın imar planı değişip araya üçüncü bir dükkan gelinceye kadar, aralarından bir duvar dahi olmaksızın sırt sırta fakat iç içe çalıştı iki ticarethane . ‘Biz ve ailelerimiz, bu insancıl yaklaşımı unutamayız ve ödeyemeyiz’’ diye özetliyor anlatımını Eli Reyna. *** İstanbul mozaiğine örnek binlerce anıdan iki kısa gerçek BİRLİKTE YAŞAM anısı... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


